IWP main site

You are here

Yahya Kemal Beyali, 'Mehlika Sultan'

Yahya Kemal Beyali (1884-1958),  'Mehlika Sultan'

(translated from the Turkish by Nergis Ismet and A.M. Levinson-LaBrosse)

 

Each in love with Mehlika Sultan, seven young men,Mehlika Sultan
As night fell, snuck out through the city gates:
Each in love with Mehlika Sultan, seven young men,
And each of them a true lover.

She was like a ghost, the world’s most beautiful,
From the moment she entered their dreams;
All went to see her, that sacred, unknown beauty.
Went into the mountains of Kaf.

All, shepherd’s rough wool, on their backs,
For days, they travelled, their heart grieving.
Every day when night covers the horizon,
They said, perhaps this is the last evening.

But the exile of wishing has no edge;
Always the road lengthens, the heart saddens:
Each wanderer, as long as he lives, walks;
Before reaching the range, he dies somewhere.

Mehlika’s true lovers
Came to a well that had no hand wheel.
Mehlika’s true lovers
Looked into, their eyes full of fear, the water.

They saw: ”A secret universe in the mirror…
A horizon with death cypress all over…”
They thought for a moment something has been born:
That, long eyed, long haired fairy.

Of these sad wanderers, the youngest
For a time, looked at the ruined well,
And then, for some reason, took a silver ring
From his finger and threw it into the water.

Like raising water from that well, it became a dream!..
They came to the final point of this journey;
An imaginary world sprung in to existence.
They immigrated to that imaginary world.

Each in love with Mehlika Sultan, seven young men,
Years passed, haven’t yet returned.
Each in love with Mehlika Sultan, seven young men,
From there, they will not return, people say.

                                                                                                      *

Mehlika Sultan

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Gece şehrin kapısından çıktı: 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Kara sevdalı birer âşıktı. 

Bir hayâlet gibi dünya güzeli 
Girdiğinden beri rü'yâlarına; 
Hepsi meshûr, o muammâ güzeli 
Gittiler görmeye Kaf dağlarına. 

Hepsi, sırtında aba, günlerce 
Gittiler içleri hicranla dolu; 
Her günün ufkunu sardıkça gece 
Dediler: ''Belki bu son akşamdır'' 

Bu emel gurbetinin yoktur ucu; 
Daimâ yollar uzar, kalp üzülür: 
Ömrü oldukça yürür her yolcu, 
Varmadan menzile bir yerde ölür.

Mehlika'nın kara sevdalıları 
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, 
Mehlika'nın kara sevdalıları 
Baktılar korkulu gözlerle suya. 

Gördüler: ''Aynada bir gizli cihân.. 
Ufku çepçevre ölüm servileri.....'' 
Sandılar doğdu içinden bir ân 
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri. 

Bu hâzin yolcuların en küçüğü 
Bir zaman baktı o viran kuyuya. 
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü 
Parmağından sıyırıp attı suya. 

Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!.. 
Erdiler yolculuğun son demine; 
Bir hayâl âlemi peydâ oldu 
Göçtüler hep o hayâl âlemine. 

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Seneler geçti, henüz gelmediler; 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Oradan gelmeyecekmiş dediler...

About This Gallery

The IWP Publishing Gallery hosts collections of new work curated by our colleagues worldwide.

Links

Writing University

MFA in Literary Translation  (University of Iowa)

The Iowa Review

 

Drupal theme by pixeljets.com D7 ver.1.1